Anasayfa / Makalelerim 30 Mart 2011 11 views

yaşama sanatı ve aşk

Yaşama Sanatı ve Aşk

İzlediğim Yaşama Sanatı isimli belgesel; insanların karşılaştıkları zor doğa koşulları karşısında nasıl hayatta kaldıkları ile ilgiliydi. Bu zor doğa koşulları karşısında verdikleri mücadeleyle yaşama tutunma çabaları, açlıkla, susuzlukla, doğayla, iklim şartlarıyla verdikleri savaştan nasıl galip gelip yaşamın nimetlerinden tekrar faydalanabilmenin hesaplarını yapmalarını anlatan bu belgesel ile karşılaştığımız zorlukları yenme konusunda güya bize eğitim veriyorlardı.

Oysa ki biz güzel ülkemiz Türkiye’mizde hergün yaşamaya çalışıyoruz. Saçma sapan bir şekilde terörle savaşıyoruz, terörden daha fazla kayıp verdiğimiz trafik kazalarıyla yüzleşiyoruz. Hastanelerimizde sağ kalmak yada bu dünyayı terk edip gitmek arasındaki o ince çizgi üstünde muayene olmaya çalışıyoruz. Emeklilerimiz maaş kuyruklarından sağ kurtulabilirlerse ellerine geçen üç buçuk maaşla açlıktan ölmeden diğer aybaşını nasıl getireceklerini hesaplama derdinde, arada bir bu kuyruklarda canını vererek o ayın talihlisi olarak bu dünyanın dertlerinden kurtulan teyze veya dedeleri ahret yolculuğuna gönderiyoruz.

Şimdilerde moda olan pitbul cinsi köpeklerle yollarda veya parklarda ikili mücadelelere girip hayatta kalma çabamızın yanında tinerci olarak adlandırılan kimsesiz (veya sokağa terk edilen) çocuklarla yaşadığımız kılıç kalkan çatışmaları sonunda sağ salim evimize yada işimize gidebilme uğraşlarımız.

Aldığımız cüz-i ücretlerle veya asgari ücretle ailemizi geçindirmek için yaptığımız işlerde yaşam mücadelesi, doğal afetlerde yaşam mücadelesi, töre adı altında saf ve cahil kesimin verdiği güya ölüm kararlarına karşı hayatta kal.Yani saymakla bitmez bizim yaşam mücadelesi adlı filmimiz.

Hem bizim ülkemizde yaşarken çektiğimiz filmimiz hem de izlediğim filmin içinde aşk sevgi yok mu diyenlere cevabım bir atasözümüzle olacak “Aç ayı oynamaz”

admin Yakup Öztürk

Etiketler
Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış

Yorum Yap