Anasayfa / Aşk Hikayeleri 25 Ocak 2016 19 views

Aşkın böylesinde mutluluk

Aşkın böylesinde mutluluk anları yaklaşmışken herhangi bir sürpriz yaşanmaması Rum kadının tek dileğiydi. Merve’nin Murat’ı ne kadar çok sevdiğini aradan geçen onca zaman boyunca hemen her gün dinlemişti. Aşkın böylesi de varmış derdi kendi kendine. Rum kadının tüm ısrarlarına rağmen Murat herhangi bir ikramı kabul etmemişti.

Aşkın böylesinde mutluluk zamanları yaklaşmıştı ve gün neredeyse akşama dönmek üzereydi. Kapının gıcırtısıyla olduğu yerde irkilen ve tüyleri heyecandan dimdik olan Murat, içindeki özlem hislerini bastırmakta zorlanırken nefes alamadığını fark etti. Kendine şöyle bir çeki düzen verdikten sonra sanki bir misafirmiş gibi koltuğa geri oturdu ve nefesinin düzelmesini bekledi. Merve içeri girdikten sonra Murat’ın olduğu salona yönelirken Rum kadına seslendi ve nerede olduğunu sordu. Ses gelmeyince hızlı adımlarla salona girdiğinde karşısındaki adamı ilk bakışta tanıdı. Heyecandan tüm vücudu deprem görmüş çok katlı binalar gibi titremeye başlamıştı. Elindeki tuvalini yere doğru fırlatırken yağlı boyalarla neredeyse gerçek rengini kaybetmiş ellerini açarak aşkım diye atıldı sevdiğinin boynuna. İki sevgili yılların oluşturduğu hasreti bitirmek istercesine birbirlerine öyle bir kenetlendiler ki aralarına herhangi bir şeyin girmesi imkansızdı. Rum kadın salon kapısının ardında gözyaşlarıyla iki sevgilinin hasret dolu kucaklaşmalarını, arada bir birbirlerinin gözlerine sevgiyle ve hasretle bakmalarını, Murat’ın elleriyle sevdiği kızın saçlarını düzeltirken ona nasıl da nazik davrandığını, Merve’nin yüzünü Murat’ın boynundan ayırıp gözlerine, yüzüne, bakmaya doyamadığı mavi gözlerine kaydırdığını görebiliyordu. Boğazında düğümlenen tükürüğünü yutmaya çalıştığında gözyaşlarının akmasına engel olamayacağını çoktan anlamıştı. Yıllarca Merve’den dinlediği Murat’ın bu güzel kızı ne kadar hak ettiği ortadaydı. Merve’nin aşkını, geleceğini, güzelliğini annesinin ak sütünü hak ettiği kadar hak ediyordu. Bu güzel kız ona kurban olmaya hazır biçimde yıllarca Murat’a kavuşma hayaliyle yanıp tutuşmuştu. Şimdi mutluluk zamanıydı ve iki sevgili saatlerce ayakta birbirlerine sarılıp yılların hasretini aralarında erittiler.

Aşkın böylesinde mutluluk zamanıydı artık. Rum kadın tanıdıklarını devreye sokarak gizli biçimde Merve için pasaport çıkartmıştı. Murat hemen ertesi gün Merve’yi de yanına alarak Amerika’ya dönmek ve orada hızlıca nikah kıyıp sevdiğinden bir ömür boyu bir daha ayrılmamak üzere onu sahiplenmek istiyordu. Rum kadının sevindirici haberini aldıktan sonra bavullarını toplayıp hızlıca yola koyulacakları sırada Rum kadın güzel kıza ve yakışıklı oğlana sıkıca sarıldı ve mutluluklar diledikten sonra faytoncunun dediklerini yapmalarını söyledi. İki sevgili hemen faytona atlayıp hızlıca adanın iskele tarafına değil de tam tersi istikamete doğru gitmişlerdi. Faytoncu kıyıya yaklaştığında iki sevgiliye açıkta bulunan tekneye binerek doğruca Ataköy marinaya gitmelerini tavsiye etti ve tekne ile aralarındaki tek yolculuk aracı olan kayığa binmelerine yardım etti. Tekneye ulaştıklarında Murat, neler oluyor böyle diye Merve’ye sordu. Merve ise olan biteni ancak Amerika uçağı havalandıktan sonra anlatabileceğini söyledi. Hızlı geçen yarım saatlik süre sonunda önce Ataköy marinaya, ardından havaalanına geldiler. Londra aktarmalı Newyork uçağı kalkmak üzereydi. Rum kadının ayarladığı biletlerle hemen uçağa bindiler ve kısa bir süre sonra uçak havalandı.

Aşkın böylesinde mutluluk kolay elde edilecek bir şey değildi. Merve anlatmaya başladı. Murat ile ayrılması için hem Murat’ı tehdit eden hem de Merve’ye işkence eden babasının asıl amacı, can düşmanı olan ama müthiş zenginlikleriyle göz kamaştıran bir aileye gelin olarak kızını vermekti. O aile ise Merve’yi gelin olarak değil, babasından intikam almak için kullanacaklardı. Bu ilginç planı öğrendiğinde Merve, nasıl etkilendiğini ve neler yapacağını düşünmeye başladığını anlattı. Kesinlikle babasının intikam veya anlaşma aracı olarak kendini kullandırmayacaktı. Neyse ki Merve’nin amcası, kan parası ödeyerek aradaki buzları eritmeye çalışmış ve geçici olarak Merve konusunun gündemden çıkmasını sağlamıştı. Bundan üç yıl kadar önce babasının işlerinin de bozulmasıyla tekrar gündeme gelen Merve’nin gelin olarak karşı aileye verilme durumu Merve’nin kendisini öldürme tehditleriyle tekrar rafa kaldırılmıştı. Rum kadın ise bu dönemlerde tanıştığı bir kadındı. Sahilde tuvaline esrarengiz resimler karalıyor, sonra üzerlerini boyayıp tekrar bir şeyler çizmeye çalışıyordu. Merve ile tanıştıktan sonra Rum kadın ona evini açmış ve tüm hayat hikayesini dinledikten sonra Merve’yi koruyacağını söylemişti. Yıllarca da Rum kadının mafya çevresindeki ünü sayesinde ne babası, ne de babasının düşmanları ona elini bile sürememişti. Şimdi sevdiği adamın omzuna yaslanmış biçimde mutluluğa doğru giden uçakta aşkın böylesi de olurmuş dedirten hikayesiyle kanatlanmış bir melek gibi özgür ve kendinden geçmiş bir vaziyetteydi. Murat ise sevdiği kızın saçlarını okşayıp bir tutamını burnuna götürdü. Saçlarının kokusunu içine çekti ve yıllar sonra tekrar o kokuyu hatırladı. Hala o güzelim saçlar lüle lüleydi ve mis gibi kokuyordu. Tekrar sıkıca sarıldı sevdiğine, sanki birileri gelip elinden alacakmış gibi sarıldı. Alnından öpüp ilk anda vurulduğu gözlerine bakarak gelecek planlarını yapmaya başlamıştı.

Etiketler
Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış

Yorum Yap