Anasayfa / Aşk Hikayeleri 30 Aralık 2015 19 views

Aşk Durağında Ölüm

Komada geçen ve kayıp yıl olarak hayatıma giren tam 3 yıl ve sevdiğim tek kızdan ayrı geçirdiğim üç yıl. Aşk durağında başlayan aşkımız, başımıza gelen trafik kazasıyla kesintiye uğramıştı. Ölümü bekleyen sevgili karım, benim tekrar hayata yarım insan olarak dönmem karşısında sevinç çığlıkları atıyordu. Koluma girerek yürümeme yardım eden kişinin karım Elif olduğunu, kokusundan anlayabiliyordum.

Aşk durağında ölüm… Yeni hayatımda kördüm artık. Önümü bile göremiyor, benim yanımda bulunan kişiler kendisini tanıtmazsa tanıyamıyordum. Eşim hariç tüm sesler benim için bilinmezdi. Sürekli isyanları oynuyor, hayatı hem kendime hem de sevgili eşime zindan ediyordum. Hastaneden çıkalı 3 ay olmuştu. Etrafımdaki sesler ve titreşimleri tanımaya başlamış, benim gibi kör olan insanlar için çok önemli olan 6. Hissim gelişmişti.

Eşimin işten eve gelmesini dört gözle bekliyor ve hem bana, hem evimize bakması karşısında yaşadığım ezikliğin onun kokusuyla son bulmasını umut ederek zamanımı geçiriyordum. Evimizin her köşesini ezberlemiştim artık. Mutfak hariç her yere gitmeme izin vermişti Elif. Ne de olsa artık yarım bir insandım ve evin geçimi konusunda hiçbir katkım olmuyordu. Bu durum karşısında yaşadığım duygusal travmalar o kadar şiddetliydi ki anlatamam.

Aşk durağında ölüm… Eşim Elif’in desteğiyle birlikte akşam gezmelerine çıkmaya başladık. Yine el eleydik ama ben onun elini yolumu bulmak için kullanır hale gelmiştim. Elif’in ise benim elimi aynı sıcaklıkla ve aynı içtenlikle tuttuğunu hissedebiliyordum. Akşam gezmelerimiz esnasında yanımızdan geçen bir erkek sesinin bizimle alay edercesine konuşması ve Elif’ime hitaben “Sana yakışıyor mu bu yaralı suratlı adam? Sen tam bir erkeğe layıksın” sözleri içimi kemirmeye başladı. Eve döndüğümüzde yatak odasına geçip Elif’in odadan çıkmasını bekledim. Odada yalnız olduğumu anladığım anda iki elimin parmaklarıyla yüzüme dokunmaya başladım. Sokaktaki erkeğin söyledikleri doğruydu. Yüzüm derin çizgiler içeriyordu. Özellikle sağ yanağımı ikiye ve sonra dörde bölen çizgi çok derin gibi duruyordu. İki elimle başımı kavrayıp gözyaşlarımı yatağın üstüne bıraktım. Bir şekilde bu hayattan veya Elif’ten ayrılmalı ve onu daha yakışıklı bir erkeğe bırakmalıydım. Yüreğim kan ağlıyordu. Hiç istemediğim halde bu düşünce tüm bedenimi sarıp sarmaladı ve bir daha hiç çıkmadı.

Çekilmez bir insan halini alırsam düşüncelerimi daha kolay gerçekleştirebileceğim hissine kapıldım. Tüm çabalarım bu yönde ilerliyor ve huysuz bir kör olarak eşimin karşısında, yanında, yatağında yer alıyordum. Kim olsa bu yaptıklarıma ve bana katlanamazdı. Elif, sanki hiçbir şey umurunda değilmiş gibi bana yaklaşıyor, her fırsatta sevgiyle ellerimi tutuyor, yarısı yamulmuş dudaklarımı öpüyordu. Ilık nefesi, düşüncelerimden dolayı üşüyen bedenimi her fırsatta ısıtmaya yetiyordu. Vazgeçmemeliydim dönüşü imkansız yolumda yürümekten.

Aşk durağında ölüm… Yemeğimi bilerek üstüme döküyor, tuvalette bilerek yerleri işerken ıslatıyor, bazen çok ileri gidip elim çarpmış gibi yaparak etraftaki her şeyi kırıp döküyordum. Elif yine sevgiyle ve söylenmeden yaptıklarımı yüzüme vurmadan açıklamaya çalışıyor, benim devirerek kırdığım eşyaların olduğu yerlere yenisini koymayacağını söylüyordu. En sonunda benden bu şekilde vazgeçmeyeceğini anladım ve ikinci planımı uygulamaya koydum. O evde yokken dışarı çıkıyordum. İstanbul’un keşmekeş yollarına dalıyor, kornalar arasında bir yaşam sürüyordum. Her seferinde beni evime ulaştıran birileri mutlaka çıkıyordu.

Elif anlamıştı benim yaptıklarımın nedenini. Ellerimi tuttu ve “Şu an tam gözünün içine bakıyorum. Sen belki göremezsin ama hissedersin. Neden böyle davrandığını anlıyorum. Şunu bilmeni istiyorum ki, seni sevdiğimi anladığım gün senin nasıl biri olduğunu bilmiyordum. Seni tanımıyordum, seninle konuşmamış, seninle bir an bile yaşamamıştım. Sen benden uzaklaşmak istiyorsan gidebilirsin. Ama beni asla sensiz bırakma. Buna dayanamam, sensizliğe katlanamam. Sadece iyi olduğunu bilmek bile bana yeter. Arada bir arayıp sesini duyurabilirsin. İşte o zaman ben çok daha iyi olurum” dedi. İçim cız etti ve kendimden bir kez daha nefret ettim. Yine çok kötü biri olarak davrandığım için kendimi lanetledim. Ona doğru eğilip öpmek istedim ama ne kokusu, ne de kendisi ortalıkta yoktu. Seslenmek istedim ama yapamadım. Son zamanlarda her fırsatta yaptığım gibi değneğimi elime alıp evden dışarı çıktım. Nereye ve kime gittiğimi bilmeden çok uzun süre yürüdüm.

Acı bir fren sesi ile kendime gelip daldığım düşüncelerimden sıyrıldığım anda. Bir erkek koluma girip beyefendi şöyle yolun kenarından gider misiniz? Ambulans gelirse sizi fark etmeyip ezebilir dedi. Ne oldu ki dedim adama. Az ilerde bir kız durakta beklerken gelen otobüsün altına kendini attı dedi. Neredeyiz diye adama tekrar soru sordum. Boğaz Köprüsü Durağında dediğinde ellerim ve dizlerim titremeye başladı. Aşkımızın başladığı durağa kadar farkında olmadan yürümüştüm. Yanımdan geçen birine saat kaç diye sordum. Saatin tam 07:48 olduğunu, otobüsün önüne atlayan kızın ise aşkım, sen istemesen de sana geliyorum diye bağırdığını duyduğunu söyledi. Saati sorduğum kişinin kolundan tutarak kızı bana tarif etmesini istedim. Adam kolumdan çekerek, o kız zaten seni yanına istiyor dediğinde kalbim ağzımda atmaya başlamıştı. Elimle yeri kontrol ederken bir başka el elimi tuttu ve Elif’imin eline verdi.

Sen beni istemesen de ben seni sevdim ve hep seveceğim. Bizim aşkımız burada başladı. Bitecekse de burada bitsin istedim. Senin burada olacağını tahmin etmemiştim. Sana bu acıları yaşatmak istememiştim. Aşkım seni seviyorummmmm derken nefesi azaldı ve yanımdan biri omzumdan tutarak o artık öldü dedikten sonra beni kaldırımın kenarına oturttu. Ben hala aynı yerde oturuyorum ve kimileri aradan geçen on yıla rağmen aynı yerde oturduğumu söyleseler de ben aşkımın geri gelmesini bekliyorum. Aşk durağında ölüm hikayesi sonu

Yakup Öztürk

Etiketler
Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış

Yorum Yap