Anasayfa / Hikayeler 25 Ekim 2015 4 views

Anneler günü hikayesi

Anneler günü münasebetiyle böyle bir hikayeyi yayınlamayı uygun buldum. Annelik kadınlara yüce yaradan tarafından bahşedilmiş en güzel duygudur. Öyle ki annelik duygusu bile her kadına nasip edilmemiştir. Anneler önce sevgilerini, sonra fedakarlıklarını gösterir yavrularına. Bizim anlatacağımız bu hikaye de fedakarlık üstüne kurulu.

Anneler günü hikayesi

Severek evlenmiş olan iki genç, evliliklerini ve mutluluklarını taçlandıracak bir çocuk beklentisi içinde hastanede zamanın akıp geçmesini bekliyorlardı. Anne o kadar heyecanlıydı ki! anneler gününe denk gelen bu mutlu gecede cenab-ı allah ona çok güzel bir hediye verecekti. Bu mutlu günde sevdiği erkeğe bir çocuk verebilecek olmanın sevinciyle gözleri doluyordu. Erkek ise babalık duygusunu öğretecek olan çocuğunu kucağına bir an önce alabilmek için sabırsızlanıyordu. Derken, gecenin ilerleyen saatlerinde annenin doğum sancıları sıklaştı ve alelacele kadını doğumhaneye aldılar. Erkek koridorda volta atıyor, arada bir de sigarasını tellendirmek için bahçeye çıkıyordu. Sigarasını tam bitirmeden her seferinde koşarak o koridora giriyordu. Heyecanlı bekleyiş sona erdi ve erkeğe müjdeli haberi ebe hemşire verdi. Erkek bir çocuğu olmuştu ve bedenini saran heyecan bir kat daha artmıştı. Eşinin sağlık durumunu sordu müjdeyi veren hemşireye. Gayet iyi cevabını alınca bir kez daha mutlu oldu.

Erkeğe seslenen ebe hemşire eşini görebileceğini söylediğinde erkek hemen atladı, eşinin bulunduğu odaya. Sedyeyle birlikte dinleneceği başka bir odaya doğru giderlerken eşinin elini sımsıkı tutmuş gözlerinin içine bakarak gözleriyle teşekkür ediyordu adam. Odaya geldiklerinde ebenin odadan çıkmasının ardından sarıldı eşine ve dudaklarına bir öpücük kondurarak bana bir erkek çocuk verdiğin için önce Allah’a sonra sana sonsuz minnettarım dedi adam. Kadın eşinin elini bırakmadan onun gözlerine bakarak bende sana teşekkür ederim birtanem. Sayende annelik duygusunu tattım.

Odanın kapısını çalan ebe hemşire kundağa sarılı bebeği annesinin kucağına verirken bir an önce odadan ayrılmak ister gibi davranıyordu. Anne bebeğini kucağına aldığında ebe hemşire odadan kaçarcasına hızlıca çıktı. Anne bebeğini ilk kez kucağına almanın verdiği heyecanla kundağı açtı. Bebeğine sımsıkı sarıldı ve alnına öpücük kondurdu. O sırada bebekte bir tuhaflık olduğunu fark etti. Eşine dönerek bebekte bir değişiklik var mı diye sordu? Eşi önce bebeğe sonra eşine bakarken ıslanan gözlerini kaçırmaya çalıştı. Yutkunarak eşine söylerken boğulan sesini ayarlamaya uğraştı ve bebeğimizin kulakları yok dedi. İki genç aynı anda gözyaşlarına boğuldu ve hıçkırıklar birbirini izledi.

Aradan geçen yıllar boyunca anne ve baba gitmedik doktor bırakmadılar. Çocuk ise büyümüş, okulda başarılı bir öğrenci olmuştu. Ama kulaksız diye takılan lakap nedeniyle asosyal bir şekilde yetişmişti. Tek dostu ve arkadaşı anne ve babasıydı. Ergenlik dönemini atlatırken çok zorlanmış, sık sık kulaklarıyla ilgili akılalmaz sorular sormaya başlamıştı. Her seferinde anne ve babası bu soruları kader diye nitelemiş, bu duruma çare bulabilmek için denemedikleri yol bırakmamışlardı.

Ergenlik döneminin ardından gelen gençlik döneminde bu durum daha da kendini hissettirmeye başlamıştı. Çocuklarına yalanlar söyleyerek gidilen doktorlardan biri doku uyumu olduğu takdirde kulak nakli yapılabileceğini söylediğinde anne ve baba mutluluk gözyaşlarına boğulmuşlardı. Ama dokusu tutan ve kulaklarını verebilecek biri nereden bulunacaktı. Önlerinde açılan umut penceresi yerini umutsuzluk dağlarını gösteren bir duvar resmi halini almıştı.

Genç artık derslerinde gösterdiği başarının semeresini almış ve hukuk fakültesini kazanmıştı. Okula gitmeden önce anne ve baba genç ile bir sohbete başladılar. Baba sözlerine başlarken yutkundu. Oğlum seninle bir anlaşma yapacağız. Eğer kabul edersen sana müjdeli bir haberimiz var demiş. Oğlu konunun ne olduğunu sorsa da baba kabul edersen diye tekrarlamış. Öncelikle bana söz vermeni istiyorum. Bu konuyu açıkladığımızda kesinlikle kim ve neden gibi sorular sormayacaksın. Genç biraz nazlanarak kabul etmiş ve söz veriyorum kim ve neden diye sorular sormayacağım. Baba tekrar içini çekerek oğlum sana uygun bir çift kulak bulduk. Eğer kabul edersen bu kulakları sana taktıracağız. Genç sevinç çığlığı atmış ve babasına sarılarak kabul ediyorum. Kabul ediyorum diye tekrarlamış. Sonra annesine sarılıp onu da öpmüş ve her ikinize de çok teşekkür ederim. Bana en güzel hediyeyi verdiniz. Lütfen bana başka bir hediye almayın. Bu arada kim bana kulaklarını verir ki diye sormuş ama babası hemen müdahale edip söz vermiştin unutma diye çıkışmış. Ardından geçen zaman içinde çok başarılı bir operasyonla gence yeni kulakları takılmış ve yüzde yüz doku uyumu sağlandığından hiçbir sorun yaşanmamış.

Aradan geçen yıllar boyunca genç, üniversitede de çok başarılı bir öğrenci, sosyal hayatta da çok başarılı bir birey olarak yoluna devam etmiş. Mezuniyetinin ardından eve dönüş yolunda sık sık kim bana kulaklarını verdi ve niçin böyle bir şey yaptı diye sorularla yıllardır içinde biriken merakı gidermenin muhasebesini yaptı. Evlerine döndüğünde evin önündeki kalabalığa bir anlam veremese de onu tanıyanlar baş sağlığı dileklerini ilettiklerinde annem mi babam mı diye sorular arasında eve girdi.

Salonda ortada duran üzeri örtülü cenazenin başında duran babasını görünce baba! Diye seslenip ona sımsıkı sarıldı. Neden baba neden diye sordu. Baba gözyaşlarını silip anlatmaya başladı. Oğlum annen son zamanlarda çok hastaydı ama senin etkilenmemen ve okulunu bitirebilmen için sana söylememem için bana yeminler ettirdi. Senin mezun olup eve dönmeni beklerken iyice fenalaştı ve dün gece aramızdan ayrıldı. Derken gözyaşlarını silmeye yetişemiyordu.

Genç olduğu yerde çöktü kaldı. Elleriyle yüzünü kapatıp hıçkırıklarını kontrol etmeye çalıştı ama başaramadı. Babasına tekrar sarılıp ne olur müsaade edin ve annemi son kez göreyim dedi. Babası başıyla izin verdiği anlamına gelen bir hareket yaptı. Genç itinayla annesinin üstündeki örtüyü kaldırdı. Elleriyle annesinin başına sarılı bulunan eşarbı düzeltmeye çalıştığı sırada annesinin kulaklarının olmadığını gördü. Nasıl? Dedi. Babasına sarıldı yeniden. Annemin de mi kulakları yoktu diye babasına sordu. Babası ona yıllar önce verdirdikleri sözü hatırlatarak! Oğlum annen senin kulaksız görünmene dayanamıyordu. Kendi kulaklarını sana verdikten sonra senin anlamaman için uzun saçlarını kulakları görünmeyecek şekilde tarıyordu. Bu güne kadar da ne sen nede bir başkası bunu anlayamadı. Dedi. Baba oğul birbirine sarılarak gözyaşlarının akmasına engel olmadan cenazeye tekrar baktılar ve itinayla örtüyü düzelttiler.

Bu fırsatla tüm annelerin anneler gününü kutlarım.

Etiketler
Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış

Yorum Yap